ObeziteEgzersiz

Trans Yağlardaki Büyük Tehlike: Diyabet, Obezite, Metabolik Sendrom…

0
Trans Yağlardaki Büyük Tehlike: Diyabet, Obezite, Metabolik Sendrom…

Trans yağların zararları ile ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Osman Bolca, “Sağlıklı kalabilmek için herkes trans yağ kullanımından mümkün olduğunca kaçınmalı.” uyarısında bulundu. Bolca, trans yağların yol açtığı diyabet, obezite ve metabolik sendrom gibi hastalıklar konusunda uyarılarda bulundu.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bolca, kan yağları olarak bilinen kolesterol ve trigliseridlerin kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, obezite ve metabolik sendrom ile ilişkili olduğunu söyledi. Bu hastalıkların tedavisinde ve takibinde, kan yağlarının azaltılması, kandaki değerlerinin kontrol altına alınması gerektiğini ifade eden Bolca, bu amaçla diyet başta olmak üzere, ilaç tedavileri ve kısmen metabolik cerrahi gibi farklı tedavi yöntemlerin uygulandığını anlattı.

Bolca, günlük gıdalarla alınan yağların, sağlık açısından sağlıklı yağlar ve sağlıksız yağlar olarak tanımlandığına işaret ederek “Sağlıklı yağlar, tekli ve çoklu doymamış yağlar, omega-3 yağlarıdır. Sağlıksız yağlar, doymuş yağlar, kolesterol ve trans yağlardır.” dedi.

LDL ARTIYOR, HDL DÜŞÜYOR

Trans yağların, günlük yaşamda özellikle fast food tarzı beslenme ile önemli bir risk faktörü olarak gösterildiğini vurgulayan Bolca, “Trans yağlar, ‘LDL’ denilen kandaki kötü kolesterolü artırıp, iyi kolesterolü (HDL) düşürerek kalp damar hastalığı, beyinde inme ve diyabet risklerini artırır.” uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Bolca, trans yağların olumsuz etkilerinin 1990’a kadar çok fazla bilinmediğini, bu tarihten sonra yan etkileri üzerine yapılan araştırmalarda olumsuz etkilerin ortaya konduğunun altını çizerek Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından trans yağ kullanımı ve tüketimi hakkında gıda etiketlerinde uyarıcı bilgi zorunluluğu getirildiğini belirtti.

Trans yağların, doğal ve yapay (endüstriyel) olarak sınıflandırıldığı bilgisini veren Bolca, “Doğal olarak et, süt, tereyağı ve bunların kullanıldığı gıdalarda bulunur. Bu şekilde bulunan doğal trans yağların vücut üzerine olumsuz etkileri, kolesterol üzerindendir.” dedi.

Bolca, endüstriyel trans yağların ise işlem olarak bitkisel sıvı yağların katı yağa dönüştürülme işlemiyle ortaya çıktığını ve kimyasal olarak bu işleme “hidrojenasyon” denildiğini ve işlem sonrasında doymuş yağlara benzer hale geldiğini aktardı. Söz konusu ürünlerin, bu yöntemle elde edilmesinin daha kolay, üretim maliyetinin daha ucuz olduğunu ifade eden Bolca, endüstriyel trans yağların uzun süre bozulmadığı için hem paketlenmiş gıdalarda hem de günlük fast food hizmeti veren restoranlarda sıklıkla kullanıldığını söyledi. Bolca, bu ürünlerin genellikle kızartılarak pişirilen gıdalarda, bisküvi, dondurulmuş pizza, kraker ve margarin kullanılarak hazırlanan gıdalar, ambalajlanmış gıdalarda kullanıldığını anlattı.

GÜNLÜK DOYMUŞ YAĞ TÜKETİMİ NE KADAR OLMALI?

Prof. Dr. Bolca, sağlıklı kalabilmek için herkesin trans yağ kullanımından mümkün olduğunca kaçınması gerektiğine dikkati çekerek şöyle konuştu:

“Trans yağ sağlığı tehdit ediyor. Özellikle kalp damar hastalığı, diyabet, obezite ve metabolik sendrom risklerini azaltmak için sağlıksız yağlar olarak kolesterol, doymuş yağlar ve trans yağlardan uzak durulmalı. Aynı zamanda, omega-3’ler dahil olmak üzere, ‘tekli ve çoklu doymamış’ diye tabir edilen sağlıklı yağ içeren yiyeceklerle beslenmek gerekir. Trans yağların olumsuz etkisinden korunmak için hidrojenize bitkisel yağların tüketimi azaltılmalı, tüketilen kırmızı et miktarı mümkün olduğunca yağsız olmalı, kümes hayvanları ile hazırlanan besinlere trans yağ ve doymuş yağ ilave edilmemeli. Bunun yerine doymamış yağlar tercih edilmeli. Kolesterol seviyesini düşürmek ve trans yağların olumsuz etkisinden korunmak için doymuş yağlar günlük toplam kalorinin yüzde 5-6’sını geçmemeli. Diyet uygulamalarında, tüketilen toplam yağdan daha önemlisi, yenilen yağın niteliğine ve türüne dikkat edilmeli. Diyet alışkanlığı düzenlenmeli. Sebze, meyve, tam tahıllı, düşük yağ içeren süt ürünleri, beyaz et, balık eti, fındık ceviz türü kuruyemişler tercih edilmeli, kırmızı et ve şekerli gıda ve içeceklerden uzak durulmalı. Doğal olarak bulunan, işlenmemiş ve hidrojenize olmayan, zeytin, ayçiçeği, fındık, mısır, kanola, susam ve soya yağı gibi yağlar tercih edilmeli.”

Fındık ve zeytinin kalori oranının yüksek olduğunun da göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret eden Bolca, ambalajlanmış veya işlenmiş gıda alırken, gıda etiketlerinin dikkatli okunması, gıdalarda, doymuş, hidrojenize veya kısmen hidrojenize yağ bulunanların tercih edilmemesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Bolca, gıdaların etiketlerinde, “0 trans yağ” olup olmadığına ve içerik listesinde de hidrojene yağ bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini ifade ederek “Kurabiyeler, abur cubur tabir edilen kraker ve cips benzeri atıştırmalıklar, turtalar ve kekler, trans yağ içeren gıdalar olduğundan, bu ürünlerin tüketim sıklığı ve miktarı azaltılmalı. Ticari olarak hazır satılan, kızartılmış veya fırınlanmış yiyeceklerde, bu yiyeceklerde hem yağ miktarı yüksek hem de bu yağın trans yağ-hidrojenize yağ olma ihtimali yüksektir ve bu tür gıda tüketimi sınırlandırılmalı.” diye konuştu.

Trans yağların olumsuz etkisinden korunmak için diyet yanında egzersiz yapılmasının önem taşıdığına işaret eden Bolca, sağlığın korunması için ideal vücut kilosuna erişilmesi, tütün ve tütün mamullerinin kullanımından kaçınılması, stres yönetimi ile yaşam sitilinin düzenlenmesi ve eşlik eden hastalıkların tedavisinin yapılması gerektiğini kaydetti. 

İnsanlığın Pusudaki Düşmanı: Obezite

Previous article

Ergenlik Çağında Obezite Beyin Hasarına Yol Açıyor

Next article

You may also like

More in Obezite